19 Haziran 2009 Cuma

öss adına

öss geçti, gitti. bir beklentim yoktu. sadece o kadar stressiz, o kadar rahattım ki... biraz da olsa bu durumuma güvenmeye başlamıştım. "zor" deseler de bence sadece daha fazla zaman isteyen bir sınavdı, zor değildi. tabii ben bunu hazırlanmamış birisi olarak söylüyorum. okumadığım sorular da oldu ama sorun bence zamandaydı. şimdi bakınca bana sürpriz gibi gelecek bir sonuç yok ortada. seneye hazırlanmak düşüyor bu durumda bana. ve ben her haziran olduğu gibi yine kararsızım. hiçbir derdim olmasa, yazın başlangıcı kararsızlığım tutar. şimdiki ise daha çok gelecek öğrenim hayatıma yönelik. 3-4 fikir var kafamda. güzel sanatlar, sanırım resim. düşündüğümde severek yapacağım bir şey ama getirisi çok da fazla olmaz sanıyorum. yaşadıklarım sayesinde işin "getiri" boyutunu düşünmek zorundayım artık. yoksa daha düne kadar bakışım bambaşkaydı. güzel bir zaman geçirmekti amacım ve merak ettiklerimin peşinden gidebilmekti. yine ona göre bir fikrim daha: fizik. vazgeçme sebebim, hazırlanmanın zor olacağı. hem de etrafıma bakınınca o bölüme yönlendirilenlerden ürküyorum. ve devamı bir fikir daha: astronomi. hazırlanma aşaması daha kolay ancak bölüm olarak zaten fizik okumuş kadar olmalıyım. hem de iş imkanının dışarıda olması biraz düşündürücü geliyor şu halimde. son olarak yine güzel sanatlar. bu da bu sene hazırlanabileceğim fikri. daha doğrusu fikirsizliği. hiç bilgim yokken bu konuda yetenek sınavını geçmek mi? olanaksız gibi. her şeye rağmen yine de bir hazılanma isteği.. mevsim geçişlerini atlatabildiğim sürece yolunda gidecektir sanıyorum ki.

12 Haziran 2009 Cuma

hastalık hali

sayısını kestiremediğim günler boyunca hastaydım. belki 3 gündü belki 1 haftaydı belki de hala hastayım... bilirsin işte, benim "hastalık" derken neyi kastettiğimi. kriz anları, sinir içinde gelen deli gücüm, çarpık düşüncelerim ve dünyam, benim dünyam... kelimelere dökememenin acısına gark olmak bir yandan. isyan üzerine isyan yağdırmak, alabildiğine sessizce, alabildiğine hırçınca. hem yalnızlığı istemek hem de kurtarılmayı beklemek o andan. üzerindekini maske olarak yansıttıklarının çaresizliği bir taraftan, iyi olunca her şeyi sadece senin unutacak olman diğer taraftan. ne dediğini - ne yaptığını senin hatırlayamayacağın kadar başkalarının içine derin derin kazınması sonucu oluşan yalnızlık hali daha sonrası. kaçış isteklerin, 2. tekil kişiye hitap eden cümlelerin, iyi olma adına ümitsizliğin ve körlüğe geçişin... "bu son muydu?" düşüncesi annenin... inanamadıklarının arasına sıkışıp kalmış bir düşünce işte sana, bu son muydu?

daha tarif edilmesi gereken şey, bundan ne kadar da fazla! susuyorum ben sürekli, içime konuşuyorum. içime atıyorum çığlıklarımı. içime tıkıyorum öfkemi. ve sonunda kendi içimde boğuluyorum, boğuyorum kendimi..

2 Haziran 2009 Salı

güzel bir haziran olacak mı?..

edit: bu soruyu sorduğum zaman olabilecekleri görüyorum aslında. her defasında. kötü şeyleri görmezden gelmek adına aldatmaya çalışıyorum kendimi ama görüldüğü gibi, onlar yaşanıyor bu soru sonrasında. hiç güzel bir haziran değildi.