affetmeye, önemsememeye, yok saymaya ve diğer başka şeylere çok çaba gösterdim. hayalimdeki baba figürüne sığındım çoğu kez. çoğu kez de hayalimdeki baba figürünü suçladım, var olduğu için. oydu belki de sorun çıkaran. o kadar kusursuz olamazdı belki kimse? affettim zaman zaman, hayalimdeki babadan bir davranış sergilediğin için kırk yılın başında. böyle kabul etmeliyim belki de dedim, olağan şeylermiş gibi görmeye çalıştım sorunları, önemsemedim. kırıldıkça ve tamir edilemedikçe, bu yönde atılmış bir adım göremedikçe "babam işte" dedim, geçiştirdim. her şeyi olmamış sayıp, kendimce bir şans daha verdim sana. çocuk aklımla. beni omuzlarında taşıdığın o günlere giderek. hissen hatırlamasam da omuzlarında gezdiğim günleri bilerek. kucağındaki bebeklik fotoğrafımı anımsayarak. kuşlara yem atmaya benden daha meraklı olduğunu anlattığı için annem. tüm bunlar sadece bilincimde varlığını sürdürüyor. kim bilir ne kadar mutlu ediyordun küçük kızını. sorun bende mi acaba diye döndüm baktım defalarca. defalarca kendimi sorguladıktan sonra gördüm ki bu, senin hiç yapmadığın bir şey. sen her zaman haklı, her zaman doğru, her zaman en iyi olansın. sonuç olarak sen hariç herkes senin zıttın olmayı başardı. bu sorgulanması gereken bir başarıdır bence. her zaman haklı olduğunu düşünürken haksız görünmen, doğru kabul ettiğin şeylerin yanlış görünmesi, tüm iyi niyetinle davranırken en kötü insan olup çıkıvermen sahiden seni hiç düşündürmüyor mu kendi adına? sırf bunlar yüzünden senin kötülüğünü istediğimizi düşünmen... bizler senin gözünde "bir hata yapsa da vursak yüzüne" diye beklemeye koyulmuş insanlarız. bunu anlamak çok güç olmuyor. ama sen hiç demiyorsun ki; ben ne hatalar yaptım... hiç düşünmüyorsun ki kötülüğünü istesek neler yapabileceğimizi... sen sadece suçluyorsun. kırıyor, kırıyor ve kırıyorsun. sen bugün ikinci şansını da feci şekilde kaybettin baba. anlamayan, dinlemeyen, tenezzül etmeyen ama habire homurdanan bir adamsın. öfkenin kurbanısın. halbuki ben yirmi yıldır hayal ettiğim bir şeyi daha geçen doğum günümde gerçekleştirmiştim seninle ilgili. sahiden içten, uzun uzun sarılsam öpsem, ne yapardın acaba? küçükken çekinirdim, hatırlıyorum. yirmi yıl sonra kalktım sana hayatım boyunca sarılmadığım kadar uzun ve sıkı sarıldım. yine hayalimdeki baba figürüne sığınarak. tamam, o kadar kusursuz olamazdı belki kimse. hiçbir zaman olmadığı kadar kalbimi açtım sana, sevgimi kattım durdum. yerle yeksan etmek her şeyi iki dakikada... sen akıllanamadıkça ben akıllandım baba. yeri geldi üzüldüm haline, acıdım sonra. artık pek bir şey hissedebileceğimi sanmıyorum iyilik adına. akıllandım ve sana üçüncü bir şans tanıyacak olursam, bu benim hatam olur, bunun farkına vardım. antredeki yeri değişmeyen koca biblodan pek farkın yoktu gözümde ikinci şansı verene kadar. ait olduğun yere yine döndün baba.
oysa güzel babaların kızları... bence onlar hiç düşünmüyordur kötü bir babaya sahip olmayı, hayallerinde başka bir babaya yer vermeyi. benim kadar büyük olmuyordur endişeleri, kendi çocuklarının babası hakkında. ve hatta kendi anneliği hakkında. fakat üzülecekler günü geldiğinde. hak edene üzülmek bence çok da sorun değil, "acaba bir gün düzelir miydi?" merakının yanında. ben bu soruyu da hiçbir zaman olumlu cevaplayamıyorum, yine bir yanım deli gibi.