3 saat önce orta şekerli kahvelerimizi yudumlamış koymuşuz masanın kenarına. hava kararmaya başladığında ben açacağı, o da siyah torbayı kapıp gelmişti; sandalyelerimiz hala sıcak. biralar torbadan çıkıp masanın bir ayağından diğer ayağına tek sıra dizilmişlerdi. arada yana eğilip bir şişe kapıyorduk. açacak masanın orta yerinde kültablasına eşlik ediyordu. boş şişeler de masanın öbür ayaklarına diziliyordu baştan başa. olan bitenden bahsediyorduk. biraz ciddi, gayet düşünceli ve mantıklılıkla mantıksızlık arasındaki o ince çizgi üzerinde durarak konuşuyorduk. şişemin boşaldığını o an farkedince, bir yenisi için uzandım yan tarafıma. açacağa elim giderken üzerimizdeki kasveti dağıtma fikri geçiyordu aklımdan. aymaz bir şekilde şunu söyledim:
- düşünüyorum öyleyse varım ehehe.
burnundan verdiği bir nefesle gülümsedi ve sustu. kasvetten kurtulduk diye aklımdan geçirirken küllükteki sigarasını aldı eline. bir taraftan ucunda hala kül varmış gibi sigarasının ucunu kültablasında döndürürken:
- düşünüyorum elif, var olamayacak kadar düşünüyorum.
dedi ve sigarasına sarıldı. eh dedim, yapılır mı bu... ben de yaktım bir sigara. diktim şişeyi kafama...
anca anladık birbirimizi sonra. bulduk orta yolu, sızana kadar sakin bir kararlılıkla devam ettik.
sabah her şey devam ediyordu.
ertesi gün her şey devam ediyordu.
şu an olmuş, her şey devam ediyor.
15 Eylül 2011 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)